This young man was only 17 when he said this

Ocak 2, 2012 · Posted in Genel · Comment 

““There should be a class on drugs, there should be a class on sex education, there should be a class on scams, there should be a class on religious colts, there should be a class on police brutality, there should be a class on apartied, there should be a class on racism in America, there should be a class on why people are hungry, but they’re not, they’re classes on GYM, let’s learn volleyball. There are classes like Algebra where I have yet to go to a store and say can I have X, Y 2 and give me my Y change back, thank you. ”

“Because it’s (politics) suppose to represent the people, for the upper class he (George Bush) is the perfect president, and that’s how society is built, the upper class run it, while the working class (middle and lower) talk about it, and for the working class, we’re lost, and they get to live like royalty.”

““How can Reagan live in a white house, which has a lot of rooms, and they’ll be homelessness and he’s talking about helping homelessness, this is what I mean about practically, alright if there is someone homeless, in Washington D.C and he has the white house, which has 1,000 rooms, why cant he take some of those people of the streets, and put him in his white house?”

“That’s the only thing that I’m bitter about, Growing up poor, because I missed out on a lot of things, but I know rich people, or people that are just well off who are lost,”
Image posted by MobyPicture.com
- Posted using MobyPicture.com

The Antlers – Rolled Together

Aralık 29, 2011 · Posted in Müzik · Comment 

Söylediğim hiçbir şeyi unutmadım; hatta hep içimden tekrarladım. Aynı şarkılar, aynı sesler, dünya hala aynı yöne doğru dönüyor. Her gün aynı yerden güneş -doğup çoğu zaman ısıtmasa da- hep aynı yönden batıyor. Sadece yılların adı değişiyor. Dün bir’di bugün iki; birbirimizi farklı yaşlarla sınıflandırıyor, çağırıyoruz.

Sana söylediğim hiç bir şeyi unutmadım. Hala adım aynı mesela ve söylediğinde hep aynı yöne dönüp bakıyorum. Hala… Hala adımı söylüyorsun. Sıfatım yok. Ölü ya da diri; hala yok. Zamanlar var aramızda, zamansızlıklar var, -ve zamanı her cümlede farklı amaçlarla kullanıyoruz-

Biliyorsun,

Biliyorum.

Gece ve gündüz ne zaman eşit olur? 21 Mart ve 23 Eylül

Aralık 18, 2011 · Posted in Genel · Comment 

23 EYLÜL DURUMU

Kuzey ve Güney Yarım Küre
Güneş ışınları öğle vakti Ekvator’a 90°lik açı ile düşer. Gölge boyu Ekvator’da sıfırdır

Güneş ışınları bu tarihten itibaren Güney Yarım Küre’ye dik düşmeye başlar. Bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre’de geceler, gündüzlerden uzun olmaya başlar. Güney Yarım Küre’de ise tam tersi olur.
Bu tarih Kuzey Yarım Küre’de Sonbahar, Güney Yarım Küre’de İlkbahar başlangıcıdır.
Aydınlanma çemberi kutup noktalarına teğet geçer. Bu tarihte Güneş her iki kutup noktasında da görülür.
Dünya’da gece ve gündüz birbirine eşit olur.

Bu tarih Kuzey Kutup Noktası’nda 6 aylık gecenin, Güney Kutup Noktası’nda ise 6 aylık gündüzün başlangıcıdır.

21 MART DURUMU

Kuzey ve Güney Yarım Küre
Güneş ışınları öğle vakti Ekvator’a 90° lik açı ile düşer. Gölge boyu Ekvator’da sıfırdır.

Güneş ışınları bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre’ye dik düşmeye başlar. Bu tarihten itibaren Güney Yarım Küre’de geceler, gündüzlerden uzun olmaya başlar. Kuzey Yarım Küre’de ise tam tersi olur.
Bu tarih Güney Yarım Küre’de Sonbahar, Kuzey Yarım Küre’de İlkbahar başlangıcıdır.
Aydınlanma çemberi kutup noktalarına teğet geçer. Bu tarihte Güneş her iki kutup noktasında da görülür.
Dünya’da gece ve gündüz süreleri birbirine eşit olur.

Bu tarih Güney Kutup Noktası’nda 6 aylık gecenin, Kuzey Kutup Noktası’nda ise 6 aylık gündüzün başlangıcıdır.

Rihanna – We found love

Aralık 2, 2011 · Posted in Müzik · Comment 

It’s like you’re screaming, and no one can hear
You almost feel ashamed
That someone could be that important
That without them, you feel like nothing
No one will ever understand how much it hurts
You feel hopeless; like nothing can save you
And when it’s over, and it’s gone
You almost wish that you could have all that bad stuff back
So that you could have the good

Yellow diamonds in the light
Sarı pırlantalar ışıkta
And we’re standing side by side
Ve yanyanayız
As your shadow crosses mine
Gölgen benimkini geçerken
What it takes to come alive

It’s the way I’m feeling I just can’t deny
Reddedemeyeceğim bir hale geldi
But I’ve gotta let it go
Ama bırakmalıyım

We found love in a hopeless place
Biz aşkı umutsuz bir yerde bulduk
We found love in a hopeless place
Biz aşkı umutsuz bir yerde bulduk
We found love in a hopeless place
Biz aşkı umutsuz bir yerde bulduk
We found love in a hopeless place
Biz aşkı umutsuz bir yerde bulduk

Shine a light through an open door
Açık bir kapıdan bir ışık yak
Love and life I will divide
Aşk ve yaşamı bölüştüreceğim
Turn away cause I need you more
Geri dön çünkü saha daha çok ihtiyacım var
Feel the heartbeat in my mind
Aklımdaki kalp atışını hisset

It’s the way I’m feeling I just can’t deny
Reddedemeyeceğim bir hale geldi
But I’ve gotta let it go
Ama bırakmalıyım

We found love in a hopeless place
Biz aşkı umutsuz bir yerde bulduk
We found love in a hopeless place
Biz aşkı umutsuz bir yerde bulduk
We found love in a hopeless place
Biz aşkı umutsuz bir yerde bulduk
We found love in a hopeless place
Biz aşkı umutsuz bir yerde bulduk

Yellow diamonds in the light
Sarı pırlantalar ışıkta
And we’re standing side by side
Ve yanyanayız
As your shadow crosses mine
Gölgen benimkini geçerken

We found love in a hopeless place
Biz aşkı umutsuz bir yerde bulduk
We found love in a hopeless place
Biz aşkı umutsuz bir yerde bulduk
We found love in a hopeless place
Biz aşkı umutsuz bir yerde bulduk
We found love in a hopeless place
Biz aşkı umutsuz bir yerde bulduk

Read more: http://mckahveci.blogspot.com/2011/09/rihanna-we-found-love-turkce-ceviri.html#ixzz1fNM0neXV

1 Aralık Dünya Aids Günü

Aralık 1, 2011 · Posted in Hayat · Comment 

AIDS (açılımı) Acquired Immuno Deficiency Syndrome kelimelerinin kısaltması olarak ortaya çıkmış ve Edinilmiş Yetersiz Bağışıklık Sistemi Sendromu olarak Türkçe’ye çevrilmiştir.

Tanım yaptıktan sonra insanların neden dikkatini çekemiyor bu önemli gün diye düşündüm bütün gün boyunca. Yoksa çekiyor da ben mi idrak edemiyor, anlayamıyordum. Tüm yıl boyunca zaten benim de dikkatimi çekmemişti… Kendimden emin olmakla birlikte yaklaşık bir aydır bacağım ile kalçamın birleştiği noktada 10-15 adet kırmızı renkte sivilce görünümlü yaralar için acilen dermotoloğa gideceğim.

İnsanların bilinçlenmesi ve bağışıklık sistemini yok eden bu illlete yakalanmaması için bence hayatının her evresinde birileri tarafından uyarılması ve bilgilendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

AIDS ilk olarak 1981 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde keşfedilmiştir. Keşfinden hemen sonra hızla yayılarak; erkek, çocuk, siyah, beyaz, Latin, Asyalı, zengin, fakir demeden bir çok insanın ölümüne neden olmuştur. Günümüze kadar AIDS’ten 225.000 kişinin öldüğü kaydedilmiştir. Bu sayı her 13 ila 15 ayda ikiye katlanmaktadır.

Üstteki rakamları da görünce ne kadar içinden çıkılamaz bir durum olduğunu ve bilgilenmenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görüyorum.

Hayat bana güzel

Ağustos 8, 2011 · Posted in Genel · Comment 

Çünkü; Yalnız kalmaktan hiç çekinmiyorum.
Çünkü; Başladığım bir kitap sarmadıysa fırlatıp atabiliyorum.
Çünkü; Seyretmeye başladığım film berbat çıktıysa hiç çekinmeden sardırıyorum.
Çünkü; Cep telefonuma sadece istediğim zaman cevap veriyorum.
Çünkü; Düşman kazanmaktan da, dost kaybetmekten de zerre kadar çekinmiyorum.
Çünkü; Kişisel gelişimimi, kişisel gelişim kitaplarıyla gerçekleştirmiyorum.
Çünkü; Sıkılma hakkımı sonuna kadar kullanıyorum.
Çünkü; Çaktırmadan kafa bulmanın sonsuz güvenli ve sonsuz rahatlatıcı kollarına atılmaya bayılıyorum.

Kitap için 2 – Alıntı

Temmuz 31, 2011 · Posted in Kitap · Comment 

Selçuk Altun’un Kitap için 2 isimli kitabından bir alıntı
hoşuma gitti yazayım dedim pazar pazar.

1136- Ülkemizde çok (S)atar Elif Şafak’ın yeterince ses getiremeyen
İngilizce romanlarında kullandığı soyadı, Shafak’tır.

Oysa bu sözcük İngilizce’de “Şefek” siye okunmaz mı?
(Şafak’a en yakın aranjman Shafuck’tır.)

Küresel ilgi odağı olmak için engel tanımaz yazara,
değişik ülkeler için soyadı örnekleri:

Shafakova (Rusya), Shafakmann (Almanya, İsviçre, Avusturya),
Shafaklaki (Yunanistan), Shafakian (Ermenistan),
Shafakich (Sırbistan), Shafakami (Japonya),
Shafakson (iskandinavya), Shafagini (İtalya),
Shafaguez (Latin Ülkeleri), Sha Fuk (Çin),
Shafagoir (Fransa), Shafakullah (Arap Ülkeleri),
Shafakowski (Polonya)

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var

Mayıs 25, 2011 · Posted in Şiir · Comment 

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

Ataol BEHRAMOGLU.

Acımdan mı bilemem?

Nisan 28, 2011 · Posted in Şiir · Comment 

Acımdan mı bilemem yürüyemedim bu sabah çok sevdiğim sahili.
İçim sıkıldı bak şimdi..
Ya balıklarımı tutarsa birileri..
Ya martılarıma taş atarlarsa…
Hepsinden önemlisi, ya benden önce biri görüp severse seni…

Ceyhun Yılmaz

Ara Güler’den nağmeler.

Nisan 26, 2011 · Posted in Fotoğraf · 1 Comment 

Ara Güler sizlerin gözü ile dünyayı seyreden adamdır. İnsanlığın gözüyle. Güzel laf ettim yeter bu kadar.

Fotoğrafın altın çağı, aşağı yukarı benden biraz evvel başlar, benim devrimde devam eder ve biter. Altın çağda deformasyonlar ve photoshop yoktu, fotoğraf görsel hakikata en yakın şeydi. Fotoğraf bozuldu artık; yalan konuşuyor. Oysa benim bildiğim fotoğraf  yalan konuşmazdı, hakikiyi gösterirdi.

Sanatçı diye ortalıkta dolaşanların bütün hepsi ‘i…’ler. Şimdi ben kendime sanatçı diyeyim de ‘i…’mi olayım? Ben bunlarla uğraşamam. vaktim yok, benim işim gücüm var.

Gittiğim yerlerde düşünürüm burada kaç kişi Picasso’yu bilir diye. Hiç kimse. yedi milyar kişide beş yüz bin kişi yeteri kadar entellektüel değildir dünyada. Dünya insanları boşluk üzerinde düşünen aptallardan ibarettir.

Sanatçı müziği yazandır; Chopin’dir, Beethoven’dir. Müziği çalan ise kemancıdır, piyanisttir. Bunlar sanat eserlerini sergileyenlerdir. Sanatçı ise sanatı yapan adamdır. İcracıdan bana ne?

Toplum ne istediğini bilmez, hıyarlar cemiyetidir. Dünyanın en cahil kitleleri toplumlardır. Hiçbir şeye yaramazlar.

Picasso bir devdir. Nasıl Cengiz Han çıktı dünyanın en büyük katliamını yaptı; Picasso da bir canavardır. Çünkü onun doğmasıyla dünyanın resme bakışı, sanata bakışı değişti. Resmi manzara olmaktan çıkarıp felsefeye bağladı. O bir görsel devrimcidir. Sana, bir şeye, bir ruha, bir insana, bir işe nasıl bakılacağının tarzını bulandır.

En nefret ettiğim lider, Stalin, o 60 milyon kişiyi öldürmüştür. Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük katilidir.

En kolayı öldürmek. Ben ölmeyeceğim çünkü. Ben yine eserlerimde var kalacağım size merhaba diyeceğim. Shakespeare yaşıyor mu, ölüyor mu?

Yaşlandıkça küfretme özelliğim ön plana çıkıyor. Ferahlatıyor beni, giderayak herkese küfredeyim diyorum.

Sonraki Sayfa »