Sevişmenin hiçbir riski yoktur, içinde aşk yoksa / Çişel Onat

Eylül 9, 2010 · Posted in Kitap · 1 Comment 

Adından da anlaşılabileceği gibi sevişmek ülkemizde daha çok kadınlar için geçerli bir kavram ve bu kadın ilişkilerini anlatan bir kitap. Zahide arkadaşımın okuduğunu görüp istemiş olsam da kendisi pek bir paylaşımcı olduğundan internetten sipariş edip -aramakla kasamadım- 3 gün sonra okumaya başladım.

Şunu söyleyebilirim, kitap ikili ilişkileri mükemmel kavramış biri tarafından kaleme alınmış ve inanılmaz güzel sözler içeriyor. Ve anlattığı olaylar sanki dizi film sahnelerinden çıkmış da kitaba girmiş gibi ya da tam tersi bilemedim şimdi. Sonuç olarak herkesin okuyabileceği cinsten bir kitap.

Herneyse, kitabın 122. sayfasına geldiğimde yazarı Çisel Onat’a e-posta attım ve teşekkürlerimi sunmak istedim. Buradan da yazayım tam olsun google alerts kullanıyorsa mutlaka kendisine bildirim gidecektir.

Teşekkürler Çisel Onat!

Kitapdan kısa bir alıntı yaparak yazımı sonlandırmak istiyorum.

imkansız bir aşk değildi bu ama ben imkansızlaştırmayı seviyordum. güçlü kalmak pahasına aşkı satabiliyordum.
inkar ettiklerimiz her zaman en çok kabullendiklerimizdir.
o yüzden aşık mısın? sorusuna hayır demeyi bir borç biliyordum.
beni bilmeyenler de her defasında bu söze kanıyor ve çekip gidiyorlardı.
kimsenin beni çözmek gibi bir zorunluluğu yoktu.
bir bulmaca olma saplantısı sadece kendimi korumak istememdendi.
eğer böyle olursam bir gün herkesin beni çözmeye çalışmaktan kaçağına inanırdım.
yanılmazdım.
ama şimdi!
bu sefer ilk defa bilmece olmamayı seçmiştim ve tüm şifrelerimi kalem kağıtla önüne sermiştim.
okumuştu, anlamamıştı.
ümidim zaten yoktu ama yine de beklentilerim vardı.
onu seviyordum bir şeyi anlamıştım.
hala içimde bir aşk hissedibilecek kadar güzel bir kalp taşıyordum.
bunu kaybetmeye o kadar niyetliydim ki
neler yapmamıştım
iğrenç hikayaler uydurup insanları kötü biri olduğuma inandırmış, ağza alınmayacak küfürleri öğrenip bunu hiç haketmeyen ama beni çok seven insanlara sarfetmiştim.
hepsi biraz direnmiş önceleri bana inanmamış ve sonradan çekip gitmişlerdi.
her gidiş benim için bir zaferdi.
çünkü aşkı da, sevgiyi de, sadakati de yoketmiştim içimden.
sabaha kadar gidip ağlardım ama yine de birileri beni kötü diye biliyordu ve ben artık hayata karşı korunmalıklıydım.
kimse yanıma gelemez ve beni artık incitemezdi.
incelikler yüzüden de artık benim şarkım değildi.
işte tüm bunları bir yanımla sonuna kadar yaşamaya çalışırken diğer yandan da hala aşık olup alamayacağımı ölçmek istiyordum.
olmuştum
aşıktım!
söylemekten utanıyordum aslında ama dedim ya hep bir kahkaha ile söyleyiveriyordum bu cümleyi.
“ben onu seviyorum”
yine bir gün aynı masada otururken bu sefer anlamadığım bir şekilde hırçın davranıyordum.
ona bakmıyor, söylediklerini dinlemiyor ama aslında herşeyi duyuyor, etrafıma bakıyor ve yüzümdeki o berbat ifadeyi görmesem de hissedebiliyordum.
bu tür bir davranış, benim gitgide durumu içinden çıkılmaz bir hale soktuğumun kanıtı ve kendimi acıttığım için kendime koyduğum bir tür cezaydı.
çünkü gülmemek ve onun sesini dinlememek benim için ölmek demekti.
nereye baktığının farkındaydım ne söylediğini ve neden söylediğini de farkedeiyordum.
onu orada şans eseri görmüştüm ama ilk defa iş dışında bir alanda karşılaşıyorduk.
bana bir şey sorduğunda ki hiç konuşmuyordu.
ilk defa suya giren bir bebek gibi korkuyordum.
kısa, net ve boğuk sesle cevap veriyordum.
kendimden nefret ettiğim bir halimdi.
bir türlü yenememiştim bunu.
ne zaman biri bana yakınlaşsa hemen duvarlarımı koyar ve sesimi de çıkarmazdım.
oysa sadece oradaydı. bana bir şey yapacak hali de yoktu.
olsa da zaten bunu istemiyor muydum?
dengesizliklerimin aşklarımı hep etkilediğini biliyordum ama bir türlü bunu kontrol edemiyordum.
sorun neydi bilmiyordum zaman ilerledi masandan kalktım ve herkese “hoşçakalın” diyerek gittim.
yolda yürürken dudaklarımı ısırıyor ve şöyle söyleniyordum.
“sen beş para etmez bir namus budalasısın şimal”

Cem Karaca – Hep Kahır (Bana İstanbul’u Anlat)

Ağustos 31, 2010 · Posted in Genel · Comment 
Ne kadar da güzel yorumlamış Rahmetli Cem Karaca… dinledikçe dinleyesi geliyor insanın…
Bana İstanbul’u anlat nasıldı… Yalan da olsa hoşma gidiyor, söyle!

Dur ! bırak !
Kaynasın kahvenin suyu…
Bana istanbul’u anlat nasıldı?
Bana boğazı anlat nasıldı?
Haziran titreyişlerle, kaçak yağmurlar ardı.
Yıkanmış kurunur muydu o yedi tepe
Ana şefkati gibi sıcak güneşte…
Insanlar gülüyordu de,
Trende, vapurda, otobüste
Yalan da olsa hoşuma gidiyor söyle
Hep kahır, hep kahır, hep kahır,…
Bıktım be…

Dur ! bırak !

Kalsın, açma televizyonu!
Bana İstanbul’u anlat nasıldı? şehirlerin şehrini anlat nasıldı?
Beyoğlu sırtlarından, yasak gözlerinle bakıp,
Köprüler, Sarayburnu, minareler ve Haliç’e…
Diyiverdin mi bir merhaba gizlice?
Insanlar gülüyordu de,
Trende, vapurda, otobüste,
Yalanda olsa hoşuma gidiyor söyle…
Hep kahır, hep kahır, hep kahır!
Bıktım be…

Dur ! bırak !

Kımıldama, kal biraz öylece ne olur…
Kokun istanbul gibidir,
Gözlerin istanbul gecesi,
Şimdi gel sarıl, sarıl bana kınalım.
Gök kubbenin altında orda da beraber.
Çok şükür diyerek yeniden başlamanın hayali,
Hasretimin çölünde sanki bir pınar gibi…
Insanlar gülüyordu de, Trende, vapurda, otobüste,
Yalan da olsa hoşuma gidiyor söyle…
Hep kahır, hep kahır, hep kahır,
Bıktım be…

Dinlemek-indirmek için link
burada

Portakal denilip geçilmemeli

Mayıs 12, 2010 · Posted in Genel · Comment 

Portakal Agaci

80 Gramlık bir adet portakalın ortalama kalori değeri 50′dir. Portakal: C Vitamininden Çok Daha Fazla…

Portakalın yararı C vitaminiyle sınırlı değildir. O, içerdiği 20 den fazla cevherlerle,manavlarda değil,eczanelerde satılması gereken gerçek bir ilaçtır,iksirdir…Hem besler,hem korur,hem de pek çok önemli hastalıkta,etken maddeleri bilinçli uygulandığında tedavi eder…

Portakalın kimlik Kartı

Portakal, turunçgiller familyasından bir ağaç. Boyu 2-10 metre arasında değişiyor. Yaprakları sert, dayanıklı ve düz kenarlı. Kabuklarından portakal esansı elde ediliyor. Eczacılıkta ve gıda sanayisinde kullanılıyor. Çiçeklerinden de portakal çiçeği esansı yapılıyor. Portakalın çekirdekli ve çekirdeksiz çeşitleri var. Çekirdeksiz cins olan yafa portakalı Finike, Mersin ve Hatay’da yetişiyor. Kalın kabuklu ve uzunca meyveli. Kabuklarından reçel yapılır. Dörtyol portakalı ise çekirdekli. İnce kabuklu ve sulu. Washington, çekirdeksiz, Güney Anadolu ve Doğu Karadeniz’de Rize çevresinde yetişiyor.

İlaç gibi…

Kar, kış, soğuk ve kaçınılmaz olarak peşimizi bırakmayan grip, soğuk algınlığı… Hemen hepimiz portakalı grip tedavisinde kullanırız. C vitamini deposu olduğunu da biliriz. Ama hem C vitaminin yararları, hem de portakalın yararları bildiklerimizle sınırlı değil. Portakal C vitamininin yanı sıra B vitamini, potasyum, kalsiyum, magnezyum da içeriyor. Lifler, organik asitler ve şeker açısından da zengin. Ve tüm bu içerdiklerinin vücudumuza çeşitli yararları var. Portakal,kanseri önlemeden,kanı temizlenmesinden karaciğeri çalıştırmaya, cildi güzelleştirmekten anormal doğumları önlemeye kadar pek çok şeye yarıyor.

C vitamini

C ve B vitamini açısından zengin olan portakal, insana dinamizm veriyor. Portakal içindeki C vitamini ince ve kalın damarların yumuşak kalmasını sağlıyor. Damar tıkanıklığını önlüyor. Vücuttaki direnci arttırıyor. Kanın durulmasına ve temizlenmesine yardımcı oluyor. Hazmı kolaylaştırıyor. Enerji veriyor. Portakal
reçeli ise karaciğeri çalıştırıyor. Yapılan araştırmalar, bacaklarda meydana gelen periferik damar hastalığının (Peripheral artery disease-PAD), damarlarda meydana gelen yağ birikmesinden kaynaklandığı ve kalp ile felç riskini de körüklediğini ortaya çıkardı. Araştırmalarda PAD hastalarında, PAD hastalığı olmayan insanlara göre iki kat daha fazla C vitamini eksikliği görüldü.

Bir dizi başka araştırmada da, C, E vitaminleri ve beta-kerotenin,damar tıkanmalarını önleyici etkisi saptandı.

Folik asit

Portakalda B vitamini çeşidi olan folak ve folik asit de bulunuyor. Folik asit, hamilelik boyunca ve özellikle ilk üç ay çok gerekli. Bebekte Spina Bifida gibi anormalliklerin oluşmasını engelliyor. Alyuvarların oluşmasına yardımcı oluyor, aynı zamanda yemeklerdeki besleyici maddelerin vücut tarafından emilmesini sağlıyor. Folik asit, portakal suyunun yanı sıra yeşil yapraklı sebzeler, ciğer, yumurta, tahıllar, portakal suyu, maya ve bira mayasında da bulunuyor. Günlük doz kadınlar ve erkekler için 200 mikro gram olarak saptanmış. Regl döneminde kadınların günlük dozlarını 400 mikro gram kadar yükseltmeleri gerekiyor.

Lifler

Lifler ise, sindirim sistemini düzenliyor, bazı kanser türlerine ve kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltıyor.

Kullanımı

Vücudumuz C vitamini üretmiyor, bu nedenle dışarıdan almamız gerekiyor. Günlük C vitamini ihtiyacımız 50-70 miligram. Bir portakalda 90 miligram C vitamini bulunuyor. Sigara içenlerde ve enfeksiyonlar sırasında C vitamini ihtiyacı yaklaşık 2 katına çıkıyor.Sabah kahvaltısında içilen bir bardak portakal suyu, güne dinamik başlamak ve pek çok hastalıktan korumak için idealdir.

Bileşimi:

Yapısında C, B bir, B iki ve PP gibi çok sayıda vitamin, başta kalsiyum ve potasyum olmak üzere çeşitli madensel tuzlar ve oligo-elementler, meyve şekerleri ve karoten bulunan portakalın pekcok yararlan var.
Portakal suyunun pembe ve kırmızısı daha yararlı

Portakal ve greyfurt suyunun pembe renkte olanı sarısından daha yararlıdır! Kırmızısı ise en iyisidir. Greyfurt ve portakalın iç renginin koyu kırmızı olması, bol bol ‘‘Likopen’’ içerdiğinin bir göstergesidir. Domateste de bol miktarda bulunan bu yararlı karotenoid, başta prostat kanseri olmak üzere pek çok kansere karşı koruyucudur. Likopen antioksidan aktivitesi de olan, cilt ve beden yaşlanmasını erteleyen son derece yararlı bir besindir.

Kan basıncı yüksekliği sorununuz varsa, damar tıkanma riskiniz mevcutsa, her gün düzenli olarak düşük dozda aspirin kullanmaya daha çok özen göstermelisiniz. Aspirini özellikle gece yatmadan evvel içmeyi tercih edin. Yeni çalışmalar böyle bir alışkanlığın hem daha iyi uyumanıza hem de daha güvenli bir kan basıncı kontrolüne destek sağlayacağını göstermektedir.

Cildi güzelleştirir:

Yapısında karoten bulunduğu ve kanı temizlediği için portakal aynı zamanda cildi güzelleştirir
ve ona tatlı bir pembelik kazandırır. Güney Fransa’da ve İtalya’daki köylü kızları, ciltlerinin parlaklığı ve pembeliğini portakala borçlu olduklarını söylerler. Kabuklarındaki esans sivilcelere sürüldüğünde biraz yanma yapar ama 2 ayda ortadan kaldırır.

Soğuk algınlıklarına karşı doğal ilaçtır:
İçinde bol miktarda C vitamini bulunduğundan organizmayı grip ve nezle gibi kış hastalıklarına,
soğuk algınlıklarına karşı korur.

Diğer yararları:
1. Kanı zehirlerden temizler.
2. Sanlığa ve karaciğer hastalıklarına karşı etkili bir doğal ilaçtır.
3. Bağırsakları yumuşak tutar.
4. Bedene güç ve enerji verir. Organizmanın vitamin ve madensel tuz gereksinimini karşılar.
Özellikle gelişme dönemlerinde çocuklara bol bol portakal yedirmekte yarar vardır.
5. Portakal ağacı çiçeklerinin kaynatılmasıyla elde edilen su spazmı giderir, damar sertliğini ve felci önler.
Portakal kabuk esansında da aynı olumlu etkiler mevcuttur.

PORTAKALI ÖZETLERSEK:

Bileşimindeki etken maddeler

* C vitamini
* Karbonhidrat
* Potasyum
* Folik Asit
* Bioflavin

Genel faydaları:

* Soğuk algınlığı, grip, kas incinmesi, kalp hastalıkları ve felçten korur,
* Portakal suyundaki bir antioksidan olan bioflavin damarları ve kılcal damarları güçlendirerek
kalbin zarar görmesini engeller, ezik ve çürüklerin daha çabuk iyileşmesini sağlar,
* İçerdiği C vitamini ve folik asit sayesinde öksürüğü azaltır,
* Kanın pıhtılaşmasını,mide ve pankreas kanserini önleyici etkisi vardır,
* İçerdiği yüksek potasyum tansiyonun dengelenmesine yardımcı olur.Aynı zamanda,içerdiği
potasyum, cildin kuruyup kırışıklıkların oluşmasını da önler,
* Çocukların hastalıklardan korunması ve fiziksel gelişiminin tam sağlanması için gerekli olan
cevherler dolu bir meyvedir.
* Kabuklarında bulunan uçucu maddenin bazı kanser türlerinin tedavilerinde çok önemli iyileştirici
bir madde olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
* Özetle;portakalı ve diğer narenciye ürünlerini birer hayat iksiri olarak görmeli ve bütün yıl boyunca
mutlaka bol tüketmelisiniz.Portakalın gerçek değeri daha ileri yıllarda anlaşılacaktır.

Tarihçesi

İpek yolunun Anadolu’dan geçtiği dönemlerde narenciye Hindistan’dan civarından gelen ticari bir üründü. Ümit burnun keşfedilmesiyle ticaret yolları değişmiş, Asya kıtasının avrupalı devletler tarafından sömürgeleştirilmesiyle portakal üretiminin tamamı Portekiz civarına yayılmıştır. Türkçe’ye “Portekiz’den gelen” anlamında, “Portakal” olarak girmiştir.

Citrus sinensis’in meyvesine, “acı/ekşi portakal” olarak da anılan Citrus aurantium’un meyvesinden ayırabilmek için, “tatlı portakal” da denir.
Türkiye’de Yetiştirildiği Yerler

Güney Anadolu ve Doğu Karadeniz (Rize çevresi) Akdeniz çevresinde ve sıcaklık ortalaması 23° ila -3°C arasında olan yerlerde yetişen ağaçlardır.
Ülkemizde Üretimi

Ülkemizde ortalama 9.000.000 civarında portakal ağacı vardır. Bu ağaçlardan yaklaşık olarak yılda 740.000 ton civarında ürün alınmıştır (1994).
Kullanıldığı Yerler

Kabuklarından portakal esansı, bu esanstan ise parfüm elde edilir. Gıda sanayisinde de bolca kullanır.